Bugünün gecesi 17 Ağustos!

KÖŞEMDE binlerce yazı yazdım…

Çoğu kolaydı ve kelimeler su gibi aktı…

Bir sigara içimlik vakitte yazımı tamamladığım da oldu.

Kimi yazılarsa zor, parmaklarımı acıtarak döküldü sayfalara; ve konusu hep depremdi onların…

Ama bir deprem yazım var ki… Hiçbir deprem yazımın şiddeti, beni onun kadar etkilemedi. Ve ben o yazıyı düşünerek 300 küsur sayfalık bir kitap da yazdım.

Ve o yazıyı sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum;

Çünkü, bugünün gecesi 17 Ağustos…

Ve bizler bugünün gecesi yıkıldık!

***

“Enkazdan” dedi, “tam altı saat sonra kurtuldum…”

Gülümsedi ardından; gülümseyişi samimi, bir o kadar da acı doluydu. Sanki anlattığı yedi virgül dörtlük bir deprem değil; sanki anlattığı yüzyılın felaketi değil; sanki anlattığı bir gece ansızın ölüme dokunmak değil; sanki anlattığı basit bir zelzelenin ardından kitaplığındaki bir biblonun devrilmesiydi.

Yutkundum…

Yüzüme bakıp, “Hayat devam ediyor işte” dedi. Gözlerini kaçırdı hemen. Kendini toplayıp yeniden yüzüme yerleştirdi gözlerini. Dikkatlice izledim; bu defa hüzün yok, aksine güç vardı

tebessümünde…

***

Gözlerinizi kapatın…

Uyuduğunuz bir saatte altı katlı bir binanın yıkıldığını, sizin de o enkazın altında kaldığınızı düşününün… Saatlerce çırpındığınızı… Ardından da bir köpek havlaması ve ışık… Bir kolunuz kırık, ayağınızı hissetmiyorsunuz, başınız yarık, kalçanız ezik… Yineliyorum: Ayağınızı hissetmiyorsunuz.

Aradan geçen her saniyede nefes alıp verişiniz güçleşiyor. Farkındasınız oksijenin tükendiğinin. Ölümün farkındasınız, evet.

Diyor ki şimdi:

“Hayat devam ediyor.”

Şimdi İzmit, Gölcük, Yalova, yıllar önce bugün uykuya daldıktan birkaç saat sonra yaşadığı felaketi unutmuş gibi…

Şöyle sesleniyorum:

“Sanki o anı yaşamamış da sinemada izlemişsin. Acını hissettirmeden anlatıyorsun. Hâlbuki yaşayan sensin.”

“Hepimiz,” dedi, “o yaşadıklarımızın içinden kendimizi çıkartıp, o felaketi tıpkı bir film gibi, bir efsane gibi anlatıyoruz. Biz yokuz yani içinde… Enkazın altında kalsak da, o enkazın altında kalan biz değiliz.”

“Nasıl?” diyorum. “Nasıl olur bu?”

Çok açık konuşuyor:

“Biz 17 Ağustos’u unutmazsak yaşayamayız. Enkazda kalan hiç kimse, enkazda kaldığını unutmadığı takdirde bir dakika uyku uyuyamaz.”

“Yani” diyorum, “sen hem enkazda kaldın, hem de enkazda kalmadın.”

Onaylıyor, kızgın demire dokunan elinin yanması gibi gerçeğe dokunmanın yakıcılığıyla…

Susuyor.

Susuyorum.

***

Hani bugün “Depremi unutturmayacağız” diye yürüyecekler, açıklama yapacaklar; milletvekilleri konuşacak ya… Depremi yaşayan her kentte etkinlikler düzenlenecek ya… Lakin unutmalıyız depremi… Hatta ve hatta hiç yaşamamış gibi farz etmeliyiz.

Hatırlayana uyku yok çünkü…

Gözlerini kapattığı an, 17 Ağustos 1999’da ölen çocuğu gelir aklına; hatırladığı an, yirmi yıldır kızım demeyen o annenin sesini duyar. Ve toz parçacıklarından gözlerini açamaz.

Çığlıkların arasında kalır sesi… Ölü kokusu duyar. O yeşil ceset torbasının içinde canı gitmiştir çünkü…

***

Şöyle bir bakıyorum da etrafıma; İzmit’te, Gölcük’te, kaç kişinin hayatı tam orta yerinden ikiye bölünmüş. Elli yaşındaki bir kadın, yanındaki dokuz yaşındaki kız çocuğundan şöyle bahsetti örneğin:

“Depremden sonraki çocuğum…”

Önceki?

Onu soramazsınız işte; öncesi ve sonrası vardır buralarda.

O milat günü aileleri paramparça ettiğinden, bir yap-boz yapar gibi yeni parçalar aramaya koyulmuşlardır hayatlarına…

Ölen eşinin yerine bir başka eş bulunmuştur ve acı olan o dur ki, o bir başka eşin karısı ya da kocası da enkazdan çıkamamıştır.

Ardından bir çocuk… İkisinin de çocukları depremde ölmüş.

Siz hiç, “Mustafa’yla evlen istersen, onun eşi ve çocukları da depremde ölmüş,” diyen bir çöpçatan gördünüz mü?

Çöp çatmaz, hüzün satar sanki…

Acılarını unutmak zorunda olanların kentidir İzmit… Gölcük, Yalova…

“Depremi unutturmayacağız” demeyin, unutmazsak, ölürüz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Soysal - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

özkan - çok güzel bir yazı kaleme almışsınız mevlüt kardeşim. 17 ağustos depremini ve yaşanan sosyal olayları anlatan bir ailenin yaşamındaki değişimi baba ve oğulun gelecek vizyonundaki hedeflerini anlatan babam ve ben adlı kitabınızı okudum çok etkilendim .kitaptan alıntınız da çok anlamlı.17 ağustosu anlamak için duyarlı bir toplum olmalıyız. yıllardır bu kentte yaşıyorum ama 17 ağustos anmalarında hem hamaset yapılıyor bildik insanlar yaptıklarını böbürlenerek anlatıyorlar halbuki bu kenti kandırıyorlar. bu kentte yaptıkları planlarla ne parsel bazlı dönüşümün önü ne de mahalle bazlı dönüşümün önü açıldı .bu günlerde bir bilim adamı istanbul depreminin kocaeliyı fazlaca etkileyeceğine dair gazetelerde haber yapılıyor.kitabında güzelce ifade ettiğin baba mustafa ve oğlu gibi adanmış insanlar bulmak çok zor. en kötüsü yerel liderlerin yönettiklerini sandıkları burokrasiye ve bir kaç seçilmişin düşüncelerine yenilmeleri en korkuncu yönetirken yönetilmeleri ve oyalanarak zaman oynayanlara teslim olmaları bu kent kaybetti bizler mutlu mesut yaşıyoruz ama bu kentin geleceği bir depremi daha ne kadar kaldırır bilimiyorum .bizi oyalayanlar kazandı bireysel çıkarlarını artırdılar güvenli bölgelerinde yaşadılar risk almamak için bu kenti bir plan ve tasarım mezarlığına çevirdiler.ve dedilerki kenti dönüştürmek için talep halktan gelsin diye bekledik kurnazlık stratejilerine sığındılar.hal daha bu kentin yakasından düşmediler .çünkü güçlerini karşıdakinin bilgi eksikliğinden ve korkularından alıyorlar.bu gece yine gölcükte hamaset anlatan seçilmişler göreceğiz .hatipler göreceğiz. ben insanlara sizin kitabınızı okumalarını tavsiye ediyorum depremi unutan kocaeli halkının duygusal zekalarına hitap eden bir kitap bu kitabı yazma cesaretinden dolayı seni kutluyorum.çok gerçekçi bir yapıt.üzüntüm depremle ilgili yazılı kaynkların çok az olması.kocaelide eksik olan şey söylem ve eylem dengesinin yaratılamamış olmasıdır.çok söyleme ve teoriye kaçarsan çok şey ıskalayan statüko olursun.cesaretin varsa uygulama yapabilirsin eğer yoksa iyi bir hatip olursun rabbim bizi depremden korusun uygulamada hızlı hareket eden yerel yöneticiler nasip etsin kendimiz için istediğimizi başkaları içinde isteyen vicdanlara kavuştursun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 23:46


Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi

Anket CHP’de hangi kadın milletvekili olmalı?
Tüm anketler