45 saniyelik kıyamet

Evet, o gece bu geceydi.

45 saniye süren kıyamet gecesi.

16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece, saat 03.02’de başlayan sarsıntıyı kim unutabilir?

Ben, eşim ve o tarihte üç yaşında olan kızım, İzmit M.Alipaşa Mahallesinde 4.kattaki evimizde yakalandık depreme.

Bunaltıcı bir sıcak vardı. Yıllık iznim bitmiş, sabah işime gidecektim ve uyku tutmamıştı.

Önce hafifçe sallamaya başladı. Sonra hızlandı. Ve son bölümde hilti gibi çakmaya başladı.

Tamam, buraya kadarmış, dedim; ölüyoruz…

Sarsıntı sona erdiğinde evden dışarı çıkmak istedik. Kör karanlıkta merdivenlerin yerinde olup olmadığını kontrol ettikten sonra hızla aşağıya indik.

Binadakiler evin önünde toplanmıştık. Sayım yaptık.

En alt katta oturan merhum gazeteci Ali Aydemirer ve eşi yoktu.

Büyük bir hızla binaya girdim. Arkamdakiler sakın girme binaya diye bağırıyorlardı.

Merhum Ali Aydemirer, evde yoktu. Çünkü o gece eve gelmemişti. Eşi, dolabın kenarına kıvrılmış, alıp dışarı çıkardık. Sonra Ali geldi. Yüzündeki o tatlı tebessümle, “Hepinizin yaşadığına sevindim” dedi, ancak eşinden bir sürü fırça yedi.

Kızım acıkmıştı.

Eve tekrar girip, 4.kata çıktım.

Emin olun, kendi evimde, arkamda biri varmış gibi hissettim ve ürktüm. Dolaptaki yarım ekmek ve bir kavanoz şokellayı alıp hızla aşağıya indim.

Tam bu sırada 6.2 şiddetindeki ilk büyük artçı sarsıntı oldu. Ayakta kalan evlerin el şaklatır gibi birbirine vurduğunu dehşetle gördüm.

Çevremizdeki evlerin büyük bölümü yıkılmıştı.

Şaban Şener Apartmanı yerle bir olmuştu. Mustafa Şener, bir kız kaçırma olayı nedeniyle eşiyle birlikte karakolda ifade vermiş geri dönerken, apartmanın dümdüz olduğunu fark ettiler.

Mustafa ve eşi çığlık çığlığa çocuklar içeride diye enkaza daldılar.

Oysa 4 çocuğu ile birlikte o apartmanda 16 kişi yaşamını yitirmişti.

O sabah, minarelerden sabah ezanları okunamamıştı.

17 Ağustos sabahından aklımda kalan en önemli ayrıtı budur.

Hayatımda ilk kez sabah ezanını duyamamak, enkazlardan yükselen toz bulutunun arasından güneşin doğuyor olması, çaresiz insanların oradan oraya koşturması, ruhumda derin izler bıraktı.

O sabah M.Alipaşa’da, Yenişehir’de, Derince’de yüzlerce bina yıkıldı.

Depremin merkez üssü Gölcük ve çevresi zaten yerle bir olmuştu.

Tüpraş alev almış, hat patladı ha patlayacak diye insanlar Kandıra tarafına kaçmıştı.

Yabancı ülkelerden gelen kurtarma ve yardım ekipleri, Alman kurt köpekleri, siren sesleri, hastane bahçelerinde yatırılan yaralılar, enkaz başında iş makinesi bekleyen insanlar, Buz Pateni Salonunun morg olarak kullanılması hiç aklımdan gitmiyor…

Aradan tam 22 yıl geçti.

Depremi saniye saniye yaşadım. Depremden sonra olup bitenleri de öyle…

Bugün aynı duygularla, o büyük felakette yaşamını yitirenleri bir kez daha rahmetle anıyorum.

Ruhları şad olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi

Anket CHP’de hangi kadın milletvekili olmalı?
Tüm anketler