Yaşlılık bir nimettir, anlayana

30 Ağustos 2021 günü kıymetli dedem Muhittin Yılmaz Efendi, bu dünyadaki ömrünü tamamlayıp âlemi ervaha doğdu.

Üzerimde çok hakkı vardı bey dedemin.

Küçükken bir çocuğun karşılanması gereken ihtiyaçları vardır. Sevgi, ilk üç ihtiyaçtan bir tanesidir.

Bana o nimeti anne babamdan sonra en çok dedem yaşattı.

Çok severdi torununu. Şımartırdı.

Camiye götürür, çıkışta köfteci Niyazi amcanın köftesini tattırırdı.

Babam ya da amcam Kocaelispor’un maçına ya da halı saha maçlarına bensiz gidemezdi. Hemen dedeme söyler, takılırdım peşlerine.

Bu şekilde bir çok şehri deplasman maçları nedeniyle görme fırsatım olmuştu.

Dedem, büyükannem vefat ettikten sonra sıhhatten hep geriye gitti. Hayat arkadaşını çok özlerdi.

Son iki sene camiye gidemez oldu. Sadece bahçeye çıkar, torunların oyunlarını izlerdi. Beni hemen hemen her gün arayıp, çocukları bahçeye getir diye tembihlerdi. Yakın bir yerde oturduğum için gelirdim. Çok sevinirdi çocukları görünce. Onları izlemek onu manen zinde tutuyordu.

Ebedi hayata doğmadan bir hafta önce şifahaneye yatırdık. Çok zor geçti. Aklı yerinde değildi artık. Nefes almakta zorluk çektiği için, çoklu organ yetmezliği tanısıyla son nefesini verdi. Rabbim ganî ganî rahmet eylesin

O’nun için öldü demiyorum. Ölüm bir yok oluş olarak algılanıyor. Ölüm, bir doğum. Dünya, ahiretin yanında anne karnı mesabesinde. Çok daha güzel ve özel bir yer olan cennet bizi bekliyor. Atalarımız bizi bekliyor. Dostlarımız bizi bekliyor.

ÖMÜR BİR SEYAHATTIR

Gençlikten yaşlığa, hastalıktan sağlığa, zenginlikten fakirliğe, barıştan savaşa bir seyahattir ömür. Med-cezirlerle dolu olan bir seyahat.

23 sene boyunca bu ömrün nasıl yaşanması gerektiğinin tahsil ettirdi Allah Resulü aleyhisselam.

Hayat kitabımızda Mevla’mız: “Bu fâni akış, bu yolculuk nereye?” Diye sual sorarak dikkat çekiyor.

İki ayet var konu ile alakalı:

Kime uzun ömür verirsek Biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç akıl erdirmiyorlar mı?” (Yâsîn, 68)

Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah’tır. O, dilediğini yaratır. O; hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.” (er-Rûm, 54)

İnsanın yaşı ilerledikçe ihtiyarlık alametleri artıyor.

Faniliğini hatırlatıyor Sahibi ona.

Gelişimini tersine çevirip onu ikaz ediyor.

GÜÇSÜZ-GÜÇLÜ-GÜÇSÜZ…

Hayatın akışında bu üç evrede yaşatıyor kullarını…

Güçlü olduğu evre sona rast gelse, nasıl Rabbine yönelecek?

Güçlü iken, gençken Hakka yönelenler bu yüzden çok değerli O’nun katında.

Çünkü zor olanı başarmışlar. Gençken Rabbe kul olmak, O’nun yarattıklarına merhamet etmek zor.

Peki, “genç” kime denir?

Genç; nüfus kâğıdındaki yaşına bakılmaksızın heyecanını yitirmeyen insana denir.

80 yaşında bir insan, çevresine katkı sunmaya devam ediyorsa halen gençtir.

20 yaşındaki bir insan, sadece kendi için yaşıyor ya da kendine bile katkı sunamıyorsa yaşlanma başlamıştır.

Hayat neşesini, hayata sunduğu artıları, heyecanını yitirmeye başlamış lakin nüfus kâğıdı yaşı düşün olanlara “yaşlanmış genç” diyorlar.

UNESCO 'NUN "YAŞLILIK" TANIMI

Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa,

Yeni şeyler öğrenmiyorsa, şaşırmıyorsa ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa,

Merak etmiyorsa, keşfetmiyorsa,

Geçmişte, anılarında yaşıyor ve sürekli eskiyi tekrar ediyorsa yaşlıdır.

Yaşlı insanlar batıda çok daha yalnız. Üretmeyip tükettikleri için yaşamın kıyısına itiliyorlar

Anti-aging isimli bir ideoloji mevcut. Bu ideolojiye göre: “Genç olan daha iyidir. Beden genç, ince ve güzel görünmelidir ki insanlar onun üzerinden onu taşıyan kişiye değer versinler”

Yaşlıyı toplumdan kovuyor bu zihniyet.

Önceki nesillerin hikâyelerinden mahrum kalan genç kuşaklar medyadaki görsel hikâyelerle büyüyor.

Yaşlılar, ölümü hatırlattıkları için hayattan kovuluyor.

Bizim medeniyetimiz yaşlıya, bilge adam, aksakallıihtiyar olarak bakar ve ondan devamlı istifade eder. Yaşlı ile genç aynı ortamda yaşar. Karşılıklı alışveriş gerçekleşir. Genç yaşlının tecrübesinden, yaşlı gencin enerjisinden istifade eder.

Dünya Yaşlanma Konseyi Kurucu Başkanı Dr. Kemal Aydın yaşlı kesimin huzur evine verilmesi hususunda, “Yaşlının yeri huzur evi değil, huzurlu yaşadığı evdir.” açıklamasında bulunmuştur. Avrupa’da her mahallenin yaşlı konseyi vardır. Bu yaşlı konseyinde yaşlıların belirli aktivitelerle yalnız kalınmaması ve günlük yaşamında aktif olmaları hedefleniyor. Araştırmalara göre yaşlıları bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak Alzheimer gibi hastalıklara yol açıyor. Yalnızlık ve stres kronik hastalıklarında oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle huzur evine yatırılan yaşlılarımızın çoğu sonradan Alzheimer gibi nörolojik veya kronik hastalıklarla imtihan oluyorlar.

Biz, necip Türk milleti olarak yaşlılarımızı baş tacı etmeye devam edeceğiz… Ne mutlu onların duasına talip olan bahtiyarlara.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi