Bu gençler nasıl okusun?

Yükseköğretim Kurumları Sınavı yapıldı, sonuçlar açıklandı. Adaylar şimdi tercihlerini yapıyor. Onlarla beraber anne babaları da heyecanlı.

Ben ise endişeliyim.

Çünkü o gençlerin, o anne babaların halinden iyi anlıyorum.

Kızım 7 yıl önce Türkiye’nin en iyi birkaç üniversitesinden biri olan Galatasaray Üniversitesi’ni yüksek bir puanla kazanmıştı.

Devlet yurduna başvurdu. Yurt çıkmadı.

Okul Ortököy’de, boğaza sıfır, eski bir saray… Mükemmel bir konumu var.

Biz de Beşiktaş’ta özel yurt aramaya koyulduk.

Tarikat-Cemaat yurtlarının kapısını bilmeden çaldığımızda, daha kapıda tipimize bakıp, yer yok dediler.

Cumhuriyetçi Atatürkçü yurtları da girişteki Atatürk posterinden tanıyorsunuz. Yani şifre bu…

Ama fiyatlar uçup gitmiş.

En sonunda Ihlamurdere Caddesinde sağlam bir yurda yerleştirdik kızımızı. Beş yıl boyunca her ay yarım maaşımı yurda verdim.

Kızımın okul arkadaşları, İstanbul’un en varlıklı ailelerinin çocuklarıydı. Takıldıkları yerler Starbucks’tan başlıyordu. Kimseye karşı mahcup olmasın diye maaşımın diğer yarısını da cep harçlığı olarak verdim. Ayrıca KYK kredisi de aldı.

Hükümet, İstanbul Boğazı’nın altından tünel, üstünden köprü yapmakla övünüyordu, ama bunca üniversitenin bulunduğu bu kentte beş on tane kız yurdu yapmıyordu. Çünkü öğrencilerin tarikat-cemaat yurtlarının kucağına düşmesi için böyle gerekiyordu.

Kızım, okulunu başarıyla bitirdi. Mezun olduğu gün çok iyi bir işe başladı. Kendisine bir ev tuttu, İstanbullu oldu…

Yani, yüzümü kara çıkarmadı.

Oğlum ise Kocaeli Üniversitesi’nde okuyor.

Bir başka şehirde okusaydı, çok zorlanırdım.

Tüm yaşıtları gibi iyi giyinmek istiyor, iyi cep telefonu, iyi bilgisayar istiyor. Hepsini aldım. Bir başka şehirde yurda, eve vereceğim parayı oğlumun isteklerine gönül rahatlığıyla veriyorum.

Ama veremeyen ne yapacak?

Bu çocuklar nasıl okuyacak?

Bir başka şehirde ev tutsa, kiralar bin liradan başlıyor. Elektrik, su, gaz abonelikleri var, faturalar var. Yeme içme var…

Emekli bir baba bunları nasıl karşılar?

Bir cep telefonu 10 bin lira, bir bilgisayar 12 bin lira…

Markalı bir kot pantolon 700 lira, bir kaban bin lira…

Türkiye’de artık okurken çalışmak durumunda olan üniversiteli gençlerin sayısı artıyor.

Ulaşımdan barınmaya kadar en temel ihtiyaçlara yapılan zamlara karşılık, öğrencilerin geçimini sağlamaya çalıştığı burs-kredi-aileden gelen para üçlemesinin gitgide alım gücünü yitirdiği bir dönemde öğrenciler uzun saatler boyunca güvencesiz koşullarda, ucuz iş gücü olarak çalışmak durumunda kalıyor.

Diyelim ki, okulu bitirdiler.

Nasıl iş bulacaklar?

Aldıkları KYK kredisini nasıl geri ödeyecekler?

Nasıl evlenecek ve kendilerine yeni bir hayat kuracaklar?

Türkiye güçlü bir ülkedir demekle güçlü olunmuyor.

Devletin gücü öncelikle üniversite gençliğinin arkasında olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Gündoğdu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi

Anket CHP’de hangi kadın milletvekili olmalı?
Tüm anketler