Dönmez: Bugün özgürsek bunu Atatürk’e borçluyuz

ÇYDD Kocaeli Şubesi Başkanı Meral Dönmez bursların artacağını, öğrencilerin barınma sorununa yurt yaparak çözüm bulmak istediklerini söylerken “biz bugün özgürsek bunları Atatürk ve Cumhuriyet’e borçluyuz” dedi

Ahmet  Doğru
Ahmet Doğru Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

ÇYDD Başkanı Meral Dönmez Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kocaeli Şubesi’ nin geçmiş dönem etkinliklerini değerlendirip şubesinin gelecekteki çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Dönmez eğitim çalışmalarıyla ilgili “Eğitim evimizi ilk defa açtığımız 2013 yılında eğitim evimizin bulunduğu Tüysüzler Mahallesi’nde devrim yaptık. Biz kadınlarımıza pilates kursları verirken mahallede “Hiç burada pilates kursu olur mu?” diyenler zamanla kadınların bu tarz kurslara ne kadar ihtiyaç duyduğunu anladılar.” diye konuştu.

Dönmez, öğrencilerin yaşadığı barınma sorununa çözüm olabilmek için “Depremde yıkılan yurtlarımızın yerine Hilmi ve Suzan Saatçi adına 2 tane kız yurdunu tekrardan yapmak istiyoruz” dedi.

ÇYDD nasıl bir kuruluştur bize anlatabilir misiniz?

1989 yılında çoğunluğu kadın olan akademisyenler topluluğu tarafından eğitimdeki eksikliklerin doğuracağı problem görülerek derneğimiz kurulmuştur. Kocaeli şubemiz ise 1994 yılında kuruldu. Derneğimizin açılmasından itibaren şubeleşme hızla arttı ve bugün dernek olarak 120 şubeye ulaştık. 120 şubeye ilaveten kırsal alan çalışmaları kapsamında 28 adet de etkinlik merkezimiz var. Derneğimizin amaçlarından biri olarak da çalışmalarımızı Atatürk ilke ve inkılaplarını korumak, geliştirmek ve yaygınlaştırma düşüncesiyle sürdürüyoruz.

ÇYDD olarak neler yapıyorsunuz, geçmiş dönem etkinliklerinizi değerlendirebilir misiniz?

ÇYDD’nin geçmiş dönemden şimdiye kadar başarısını hiç düşürmeden sürdürmesi büyük bir başarıdır. ÇYDD, kurulduğu andan itibaren hep kendine hedefler koyarak koyduğu hedeflerine ulaşmış bir dernektir. Türkan Hoca burs verme konusunda bize 100 bin öğrenci hedefi koydu. Ama biz bugün Türkan Hoca’nın koyduğu 100 bin rakamını geçme hedefindeyiz. ÇYDD, birçok olaya, birçok sürece hatta pandemiye rağmen ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine verdiği bursları arttırarak devam ettirdi. Amacımız sadece burs vermek de değil. Çocuğun gelişimi, kadının gelişimi, topluma değer katmak gibi konular bizim için çok önemli. Genel merkezimizin bütün şubelere ortak olarak uygulattığı somut projeler var. Bu projeler içerisinde dünyada ses getirmiş projelerden “Kardelen”, kız çocukları için hazırladığımız projelerden “Bir Işık da Siz Yakın”, üniversite öğrencileri için hazırladığımız projelerden “Deniz Yıldızı” gibi saymakla bitiremeyeceğimiz projelerimiz var. Bu projeler ile gençlere, kadınlara, topluma katkı sunmaya çalışıyoruz.

Eğitim projeleriniz nasıl gidiyor? Geçtiğimiz dönemi değerlendirir misiniz?

Bizim bu konuyu hem merkezimizde yapılan hem de etkinlik alanlarımızda yapılanlar olarak ikiye ayırmamız gerekir. Biz ÇYDD olarak eğitimin laik bilimsel ve parasız olması gerektiğini düşünüyoruz.  Bizim öncelikle üniversite gençlerine yönelik mentorluk projemiz var. Biz mentorlukte başarılı bir şube olarak her geçen gün gönüllü mentorlerimizi arttırıyoruz. Geçtiğimiz dönemde 50 mentor 50 öğrenci eşleştirmesi yaptık. 1 Yıl boyunca başarıyla sürdürdüğümüz bu eşleştirmeler sonucunda çok güzel geri dönüşler aldık. Bu projelerin içinde kişisel gelişim, zaman yönetimi, kariyer destekleri, çevre gibi birçok farklı konuda eğitimler verildi. Bundan başka bizim üniversitelilerle birlikte yaptığımız “Köyde Şenlik Var” projemiz bu sene köy okulu bulunamadığı için yapılamadı. Mesela bir sanayi kuruluşuyla birlikte yürüttüğümüz kariyer yolculuğu programında iş bulma olanaklarının zorluğundan dolayı mühendis kızlarımıza yardımcı olmaya çalıştık. Gençlerimizin iş bulmasında çok önemli bir diğer unsur olan İngilizce konusunda da gönüllü öğretmenlerimiz eğitimler vererek, süreci çok güzel yönetiyor. Yaz kış açık olan eğitim merkezimizde kadınlara yönelik okuma yazma kursları, çocuklara yönelik ders desteği kursları veriyoruz. Eğitim evimizi ilk defa açtığımız 2013 yılında eğitim evimizin bulunduğu Tüysüzler Mahallesi’nde devrim yaptık. Biz kadınlarımıza pilates kursları verirken mahallede “Hiç burada pilates kursu olur mu?” diyenler zamanla kadınların bu tarz kurslara ne kadar ihtiyaç duyduğunu anladılar. Her şeyden önce kadınlar evden çıktı. Kadınlar için yemekten bilgisayarına, dikişinden nakışına ekonomilerine katkı sunabilmek için bir sürü kurs açarak gelişimlerine katkı sunduk. Bugüne geldiğimizde ise bir tane kadını bulamıyoruz. Çünkü artık hepsi çalışıyor. Burada aldıkları eğitimler referansları olurken bu eğitimler aynı zamanda “Kadın çalışmaz” tabusunu da yıktı. “Kadın gelişirse aileyi de geliştirir” felsefesiyle bu çalışmalarımızı diğer mahallelerde de taşımak istiyoruz. Gönüllüler bulabilirsek talebin yüksek olduğu mahallelerde bu tarz çalışmalarımızı gerçekleştirmek isteriz.  Yaz boyunca çocuklarımıza felsefe, drama, doğa, AISEC gibi etkinlikler sunduk.  Ben eğitimin çocukların özgürce, doğayla iç içe, düşündürmeye sevk ettirerek yapılması gerektiğini düşünüyorum.  Bu yüzden doğa ve felsefe eğitimlerine de önem veriyoruz. Tüm bunların haricinde daha bir sürü değerlendirebileceğim etkinliklerimiz var.

 

Yurt yapımı için

destek bekliyoruz

 

Gelecek için nasıl bir etkinlik planınız var, anlatır mısınız?

 Biz düşünce olarak “Biz bunu yapalım da gençler gelsin” gibisinden bir düşünce benimsemek yerine yapacağımız etkinlikleri direkt olarak gençlerin talepleri doğrultusunda gerçekleştirelim düşüncesinde bir derneğiz. Çalışmalarımızı da bu düşünce doğrultusunda yapıyoruz. Biz gençlerin talepleri doğrultusunda onların kariyer yolculuklarını destekleyecek seminerler düzenlemeyi düşünüyoruz. Bu yıl kütüphane odasında gençlerle felsefe konusunda çalışmalar yapmak istiyoruz. Müzik konusunda ritim kursu açmayı planlıyor, koroda da bazı yenilikler yapılabilir diye düşünüyoruz. En önemlisi ÇYDD olarak depremde yıkılan yurtların tekrardan yapılması için girişimlerimiz var. Depremde yıkılan yurtlarımızın yerine Hilmi ve Suzan Saatçi adına 2 tane kız yurdunu tekrardan yapmak istiyoruz. Bu konuda herkesten destek bekliyoruz. Yalnızca güçlerimizi birleştirebilirsek toplum yararı için çalışabiliriz. Bağışçılarımızdan olan Hilmi Saatçi ve Suzan Saatçi adına bir yurt yapmak en çok istediğimiz şeylerden biri. Barınma sorununun gündem olduğu bir dönemde biz böyle bir projeye açığız. Amacımız sadece burs vermek değil, biz bunları da görüyoruz, bunların eksikliğini tamamlamak için de varız.

 

Geçimin sert bir şekilde zorlaştığı bu dönemde öğrencilere nasıl destek olmayı planlıyorsunuz, Bu sene burs tutarı ne kadar olacak, kaç öğrenciye burs vereceksiniz?

Biz gönüllülerimizin de desteğiyle her yıl burslarımızı geliştirerek devam ediyoruz. Genel merkezimizin desteğiyle bu sene daha çok gence destek olmak istiyoruz. Bu sene rakamlar tam olarak netleşmemekle birlikte yaklaşık 450 Üniversite Öğrencisi ve 250 Ortaöğretim öğrencisine burs vermeyi hedefliyoruz. Burs tutarlarımız da önceki senelere göre artacak. İlk defa başvuru yapacaklar için burs başvuruları 21 Eylül ile 30 Eylül arasında, mevcut bursiyerler için yenilemeler ise 5 Ekim ile 20 Ekim arasında olacak.

 

2009’da üyelerinizin alıkonması, şubelerinizin aranması gibi zor bir süreç yaşadınız, bu süreç sizde iz bıraktı mı, sürecin etkileri üzerinizde devam ediyor mu?

 Biz Ergenekon sürecine inanmadığımız gibi böyle bir sürece de inanmadık. Türkan Hocamız, dik duruşu ve inancıyla “eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye barışa aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur, ışıyacaksın! Ölüme saniyeler kalsa bile” felsefesinde yaşamıştır. Bu felsefesini hayatının sonuna kadar gerçekleştirmiş son olarak Fazıl Say konseriyle de içi rahat bir şekilde “fişimi çekebilirsiniz” demiştir. Bu bizi cesaretlendiren en güzel olaydır. Türkan Hocamızın cesaretini hiçbir şey kırmadı. Çünkü bir şeyi doğru yaptığınıza inanıyorsanız, sizin önünüze engeller konulsa da gerçekler elbet açığa çıkıyor. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bugün çok açık görüyoruz.  20 yıl önce Ergenekon ve tarikatlar olayını ilk defa Türkan Saylan televizyonda açıklamıştır. Keşke böyle bir olayla yüzleşmeseydik. Bu süreçler yaşandı ve sürecin izleri tabii ki yordu. Ama Türkan Saylan, bu ülkeye Atatürk’ten sonra gelmiş en güzel insandır. Bu kişiler topluma birçok şey kazandıran, cesareti aşılayan insanlar olmuşlardır. Bir kere 1989 yılındaki gidişatta tarihi bir sorumluluk alarak bu sorumluluğu göğüslemişlerdir. Bu kolay bir şey değil. 2009 gibi yaşadığımız talihsiz süreçlerde bile yılmamayı, pes etmemeyi biz onlardan gördük. Bugün bizim burada oluşumuzun sebebi başta Atatürk olmak üzere onlardır. Bu ülke kolay kurulmadı. Bu vatanı canı pahasına koruyup bize emanet eden insanlara borcumuz var. Herkesin borcu var. Çünkü biz bugün özgürsek, özellikle kadın olarak özgürsek, okuyup, meslek sahibi olup, seçilebiliyorsak, hak ve söz sahibiysek biz bunları Atatürk’e ve cumhuriyete borçluyuz. Onun için önümüzde engeller olsa dahi, onları aşmak için ihtiyacımız olan güç ve cesaret hepimizde var. Çünkü biz gücümüzü geçmişimizden alıyoruz.

 

Size göre çağdaş yaşam nedir ve nasıl desteklenir, ne çağdaş değildir?

 Her şeyden önce çağdaş insan, çağdaş toplumu yaratır. Önce kendimiz çağdaş olmaya çalışıp, kendimiz gelişeceğiz. Her şeyden önce biz saygılı ve samimi insanlar mıyız bunu düşüneceğiz. Kişinin gelişmişliği çok önemli. Artık diplomalar falan geçerli değil. Şirketlerde hatta bizde de sorumluluk almayı bilmek çok önemli bir hale geldi. Mesela yurt dışında sivil toplum kuruluşlarında görev almayan kişiler işe giremiyor. Sorumluluk almak çağdaşlığın gereğidir. Hep birilerinden beklemek yerine ben ne verebilirim sorusunu sorarak çağdaşlığa hizmet edilebilir. Karşındaki hangi inanç, hangi mezhepten olursa olsun herkese saygı duymak çok önemli. Ne kadar severseniz sevin eğer güvenmiyorsanız, samimi bulmuyorsanız çağdaşlık zedelenir.  

 

Türkiye’de kadının yeri nedir sizce? Mevcut yaklaşım doğru bir yaklaşım mıdır, olması gereken nedir?

Kadın, Türkiye’de halen olması gerektiği yerde değil. Çünkü hala aynı zihniyet devam ediyor. Bu durumu yönetimler değiştirebilir. Çalışma alanlarında kadın istediği hakları tamamen alıyor mu onu sorgulamamız lazım. Kadın hala evde hizmet eden bir şey gibi görülüyor. Ama kadınlar toplumda ayrı bir yeri kabullenmemeli. Üreten kadın mutlu kadın olur çünkü kocasının eline bakan kadın mutlu olamıyor. Kadınlar müşterek hayat kurmak için yola çıkıyor. Müşterek hayatta da kadın ve erkeklerin kazançlarını birleştirerek daha rahat, daha mutlu bir hayat sürme imkanları olabilir. Seçimlerde bile kadın geri planda tutuluyor. Meclis bile bir kere kadının aynası. Meclisin çoğunluğu erkek. Cumhuriyet döneminde bile 17 kadın meclise girmişken biz hala daha çok fazla yol alamıyoruz. Ben kadın hakları, çocuk hakları ifadelerini de hiç doğru bulmuyorum. İnsan haklarının olduğu yerde, ne çocuk haklarından bahsederiz, ne de kadın haklarından. Biz kadın-erkek birlikte ilerlemeyi, el ele vermeyi hedeflemiş bir toplumuz. Hiçbir zaman kadını ayrı erkeği ayrı düşünmüyoruz. Kurtuluş Savaşı dahi kadın-erkek yan yana, el ele yapıldı. Ancak bazı dönemlerin gereği kadın geri planda olduğu için bazı pozitif ayrımcılıklar düşünüldü. Yoksa ne derneğimiz ne Türkiye bu ayrımı asla kabul etmez, etmemeli. Türkiye’de kadın haklarından, çocuk haklarından değil insan haklarından bahsedelim artık.

 

 

21 Eyl 2022 - 09:00 -

Muhabir  Ahmet Doğru


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.


Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi