Bilecen: İzmit’te yaşarken İzmit’i de yaşayın

KOÜ akademisyenlerinden Doç. Dr. Tuncay Bilecen, İzmit’in özel bir yer olduğunu ifade ederek, “Sadece İzmit’te yaşamayın, İzmit’i yaşayın” diyor

Haber albümü için resme tıklayın

İlayda AKYOL AKADEMİSYEN, yazar, gazeteci Doç. Dr. Tuncay Bilecen,  gazetemiz genel yayın yönetmeni Mevlüt Soysal’ın Tv 41 ekranlarında hazırlayıp sunduğu “Sanat Güncesi” programına konuk oldu. Tuncay Bilecen, başta göç başta olmak üzere çeşitli kitaplarda derlemeler yapan, yazı dünyasının her alanında olan, bu kentin insanının sesi olmuş güçlü bir kalem. Donanımlı geçen hayatına gazetecilik tecrübesini de ekleyen Bilecen, İzmit ve göç konusundaki fikirlerini sundu.   

 

Tuncay Bilecen kimdir, kendinizi tanıtır mısınız?

Akademisyenim. 2004’ten bu yana Kocaeli Üniversitesi’nde çalışıyorum. Aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezunun. Bunun dışında, yerel konulara ve kişilere yer verdiğim yazılar yerel bir gazetenin pazar ilavesinde 12 yıl boyunca yayımlandı. Bir de derlediğim kitaplarım var.

 Akademisyenken İngiltere’ye gittiniz, yurtdışı deneyiminiz oldu. Biraz bahseder misiniz?

İlk defa 2013 yılında, YÖK bursuyla Londra’ya gittim. Londra’da Westminster Üniversitesi’nde çalıştım. Londra’da yaşayan, Türkiye’den göç etmiş insanların siyasal katılımı üzerinde çalışma yaptım. Londra’yı sevdim ve orada kalıp başka burs imkanları ile yeni çalışma alanları yaratmalıyım diye düşümdüm. 2014 yılında İngiltere’ye TÜBİTAK bursu ile bu sefer bir seneliğine gittim. İngiltere’de bir üniversite de yine Türkiyeli göçmenlerin siyasal katılımı üzerine bir çalışma yaptım. Ardından son yıllarda artan göçler dikkatimi çekti ve İngiltere’ye özel bir vize türü olan Ankara Anlaşması üzerine çalışmaya başladım. Çalıştığım üniversite ile ilişkimiz gelişti ve üzerinde çalıştığım tezim yayınlandı. Sonrasında Türkiye’ye geldim, Kocaeli Üniversitesi’nde çalışmaya başladım. Burada da göç ile ilgili çalıştım.

 

Göç eden insanların geri dönüşü dediniz. Kentte yaşayan insanlar köylerine dönüyorlar son dönemde. Neden bu dönemde köye dönüş yoğunluğu var?

Benim biraz önce sözünü ettiğim dönüş farklı sebeple gerçekleşiyor. Son yıllarda sizin gözlemlediğiniz büyükşehirlerden kırsala yönelim, bunun en önemli sebebi ise ekonomik sebeplerdir. Kentte yaşamın zorlaşması, ekonomik anlamda yaşanan sıkıntılar mesela; kira, ulaşım hizmetlerinin pahalı hale gelmesi, gelirlerin düşmesi gibi sebepler köye dönüşün nedenlerinden sadece bir kaçı.

 “Gri Yeşil: İzmit” İzmit’in karşılığı niteliğinde bir kitap. Kitabınızda, bu kentte yaşayan birçok insanın yaşamına dokunduğunuz yazılarınıza yer verdiniz. “Gri Yeşil İzmit’i” biraz anlatır mısınız?

“Gri Yeşil: İzmit” İletişim Yayınların Memleket Kitapları serisinden çıktı.  Daha önce o seride İbrahim Dizman ile “Arşın Memleket Trakya” kitabını çıkarttık. Memleket Kitapları serisinde ilk tecrübem. Bu seride, “Gri Yeşil: İzmit” ikinci kitap. 14 yılla dayanan gazetecilik tecrübem oldu. Bu kitabı yaparken, yerel gazete dönemimde edindiğim tecrübe ve birikimler etkili oldu. “Gri Yeşil: İzmit” kitabında şöyle başlıklı yazım var; “İzmit’i yaşamak, İzmit’te yaşamak. İzmit’te yaşamak,  İzmit’i yaşamak.” İzmit’te yaşayabilirsiniz ama İzmit’i yaşayamayabilirsiniz. Ben de diyorum ki, İzmit’i yaşayın! Yerel gazete deneyimi bana İzmit’i yaşama fırsatı sundu. Merdivenleriyle, caddesiyle, tiyatrosu ile çok uzun bir süre her hafta pazar ekinin ilk sayfasını dolduracak röportajlar yaptım. Bunlar kentle alakalı röportajlardı, mesela; Anıtpark’tan çıkıp Halkevine kadar gidip konuşmadığım kimse kalmazdı. Bıçakçısından yorgancısına, kolonyacısından, ayakkabıcısına… Dolayısı ile bütün bu tecrübelerimden yola çıkarak kenttin tarihinden tutun da sokaklarına kadar yaşam öykülerini bulabilirsiniz. Kitapta usta isimlerin yazıları da var; Ruşen Hakkı, Naci Girginsoy, Yavuz Ulugün, Kadir Yüksel sadece birkaçı…

 

Kocaeli yukarıdan bakıldığında gri bir şehir ama içeri girildiğimde yemyeşil diyebilir miyiz?

Güzel bir konuya parmak bastın. Kitapta; içinden geçenler için İzmit kendini çok ele vermez çünkü, hep içinden geçilen bir yerdir, zamanında trenin ortasından geçtiği, yolların geçtiği, geçerken bakılan ve gidilen bir yerdir. İzmit, insanlar burada nasıl yaşıyor denilen ve gidilen bir yerdir. Şairlerin, yazarların İzmit için, dediklerine bakılırsa hep bir yol hikayesi vardır.  İzmit’i yaşamak ise; bir tarafı ile grili görürsün, onu kaldırınca bereket yani yeşil çıkar. Anlatmak istediğimiz; grilik sanayinin griliği, yeşilde doğası.

Siz İzmitli değilsiniz, Tekirdağ doğumlusunuz, üniversiteyi Kocaeli’de okudunuz ve sonra İzmit ile ilişkiniz çok kuvvetli kuruldu. İzmit doğumlu olmayıp, bu kent ile bağınızın bu kadar kuvvetli olmasında ne etkili oldu?

Hepimizin kentlere dair duygusal bağları vardır.  İzmit’i insan neden sever? O yaşadığı dönemde kurulan arkadaşlıklar, ilişkiler sevilir. Benim için de İzmit bu şehirde kurduğum arkadaşlıklar, dostluklar demek. İzmit’in havasını kokladım ve bu kentin insanı oldum. Aslında İzmit bir göç coğrafyası olduğu için İzmit’e katkı vermiş kim olsa bunu görürüz. İzmit’e değer katmış hamurunu yoğurmuş insanlar bir bakıma kökleri burada değildir. İzmit’i özgün kılanda bu. Tam bir kesişme coğrafyası.

Size göre İzmitlilik nedir?

İzmit’te doğmuş büyümüş olma şartı taşımayan ama bu kente ait sorumluluk hisseden, bu kenti yaşayan demek. Bu kentte yaşayan ama bu kentte yaşamayan çok insan var. Bu biraz İzmit’in mekansallığı ile ilgili bir şey. İzmit coğrafi alan olarak küçük bir yer. Ve bu coğrafi alanın deprem tecrübesi oldu. Yeni bir mimari, yeni bir yapılaşma ve kentten kopuk halde yaşayan izole yapılar ortaya çıktı. İzmit’i yaşarsanız esnafını tanırsınız, ayağınızın alıştığı, gittiğiniz mekanlar olur, selam verdiğiniz insanlar olur İzmit’in simidini bilirsiniz. Nerede yiyeceğinizi nerede yaşayacağınızı bilirsiniz.

Göçmen oluşum

göçlere ilgimi arttırdı

Başka kitaplarınız da var, onlar neler?

 “Aşrı Memleket  / Trakya’nın Renkli Dünyası” kitabını İbrahim Dizman ile yazdık, yine İletişim Yayınlarının Memleket Serisinden çıkmıştı. İngiltere’de yaptığım çalışmalar arasında “Türkiye’den Birleşik Krallık’a Göçler” diye bir kitap yazdım. Onun dışında editörlüğünü yaptığım katkı sunduğum kitaplar oldu. İngilizce bir kitap çıkardık “İngiltere’de Küçük Türkiye” diye oraya editör olarak katkı sundum. Genellikle göç yazarlığı üzerine editörlük ve bölüm yazarlığı yaptım.

 

Kitaplarınızda göç üzerinde durdunuz. Nereden geliyor bu göçe ilgi?

Balkan göçmeni olmam etkili oldu. Kocaeli Üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaparken, Hocam ne çalışmak istiyorsun dedi; Bizim ailenin Balkan göçmeni, Bulgaristan Tırnovo’lu olduğunu haliyle onların yaşantılarını merak ettiğimi söyledim.  Kültürel çatışma, muhacirler geldikleri yerde nasıl bir çatışma ile karşılaşmışlar. Yani oranın yeni gelenler ile daha önce gelen muhacirler arasında nasıl bir çatışma olmuş. Bulunla ilgili eski Osmanlıca belgeler buldum, çevirisini yapıp veya yaptırıp tezimde kullandım. Göçmenlerin yaşadığı kültürel çatışmalar ilgi alanıma giriyordu.  

 

Balkan Göçmeni olduğunuzu söylediniz. Bu durum sizde travmatik bir etki yarattı mı? Aidiyet sorunu ve öteki olma gibi sonradan gelen olmanın psikolojik yükünü hissettiniz mi?

Muhakkak oldu. Göç genetik olarak aktarılan bir şey. Yerleşik olamamak, göçe yazgılı olmak, yaralı kimlik, neresi sıla bize neresi gurbet yollar bize memleket. Türkiye mobilize bir toplum, halen daha bir göç hikayesi var. Çok fazla mobilize olmanın avantajları olduğu gibi dezavantajları da var. Avantajları; bulunduğun yere çabuk uyum sağlayabilirsin çünkü uygulamalarında bu var böyle kodlanmış. Dezavantajı ise başka bir yere de gitmek isteyebilirsin.

 

Trakya’da göçü yaşarken bazı mahallelerde demografik değişim yaşandığını, bu demografik değişimin de olumsuzlar yarattığını hissettim. Oradaki kentli yaşamın göçler nedeniyle kısıtlanması, yaşam tarzlarının baskılanması gibi durumlar vardı. Göçmenlerin göçenlere karşı olma durumuna ne diyorsunuz?

 “Misafir misafiri sevmez, ev sahibi kimseyi sevmez” benim Trakya kitabımın başlığına koyduğum sözdür. Trakya’ya 1989 muhacirleri gelmişti, en çok Trakya halkı yaka silkti. Oysa 50-60 sene önce Trakya halkı oradan geldi.

Suriyeliler geri

dönmeyecekler

 

Gelen göçmenlerin Türkiye’de yakın zamanda sığınmacı, geçici sığınmacı yol açtığı istihdam kaybı, güvenlik sorunu ve ileride bir demografik sorun yaratacağı gibi, kendi yaşadığımız yerde yabancı olacağımıza dair gibi kaygılar var. Nasıl bakıyorsunuz bu duruma?

 

Bu kaygının tamamen popülist, kolaycı siyasi söylemlerin esiri olduğunu düşünüyorum. Dünyada entegrasyonu sağlayan doğru göç politikaları uygulayan ülkelerin bunu nasıl yönettiğine bakmamamız lazım. O ülkelerin insan kaynaklarına baktığımızda, göçmenleri görüyoruz. Göçmenleri kriminalize etmek yerine bir güvenlik sorunu, bir kültür erozyonu sorunu,veya homojen yapımız bozulacak yapı olarak görmemiz yanlış. Şuna parantez açmak gerekirse, bu insanlar geri dönmeyecekler, bu insanların geri dönecek yeri yok. Artık onlar bu ülkenin parçası. Bu ülkede birlikte nasıl yaşayacağız buna bakacağız. Dolayısıyla göçmenlerin güvenlikleştirilmesi önemli bir şey.

 

Ülkelere bir toplanma alanı olarak bakarsak size katılırım. Ama ülkeler toplumlar kültürel birikime dayanır. Bu özellikleri koruma hedefi olmamalı mı?

 LGS’de birinci olan Suriyeli çocuklar var. Bizim o öğrencilerle gurur duymamız gerekir. Ayrıca bu örnekleri de arttırmamız lazım. Bizim daha fazla insana, onların ana dilinde de eğitim verip istihdama katmak gerekiyor. Diğer ülkeler için de bu örnekleri verebiliriz. İngilizler, İngilizce bozuluyor diye kaygı duyuyorlar mı? Dünyanın her yerinde dilleri konuşuluyor. Bu insanların çocukları da artık bizim dillerimizi öğrendiler, ikinci kuşakları Türkçe konuşuyorlar. Sanatsal eğilimde bulunacaklar. Bu ülkenin ekonomisine kültürüne katkıları olacak. Doğru bir entegrasyon politikası izlersek.

 

Sizden anladığım kadarıyla Türkiye’de göçmenlere hoşgörülü davranılmıyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Öncelikle hoşgörü kelimesini kazmak istiyorum. Hoşgörü kelimesi yerine eşit temelde bir çoğulculuk kelimesini tercih ediyorum. Hoşgörü tamam güzel bir çağrı ama alt metninde eşitsizliği de çağrıştırıyor. Mekanın sahibi kiracısı ilişkisi de çağrıştırıyor. Hoşgörü kelimesi yerine eşit temelli bir çoğulculuk yasal anlamda kurulması gerekiyor. Tek sesli mi olalım çok sesli mi olalım. Çok kültürlü olmak güzeldir. Anadolu gibi birçok medeniyete uygarlığa beşiklik etmiş birçok kadim uygarlığın geçtiği ve hepsinin birer iz bıraktığı bir coğrafyada böyle olmak zorundayız.

 

Üniversitenin bu kente

çok büyük katkısı var

 

Üniversite kent ilişkisi nasıl?

Üniversitenin bu kente çok büyük katkısı var, kentin de üniversiteye çok büyük katkısı var. Gerçekten 80 bine yakın öğrencisi var. Kocaeli Tıp Fakültesi bölgenin, Türkiye’nin ender tıp fakültelerinden bir tanesi. Ama üniversite ile kent arasında bir kopukluk olduğu da aşikar. Mekansallık kompartımanlara ayrılma hali akademisyenler için de geçerli bir durum. Üniversitenin kente yakın olması yasal yollarla yapılacak bir şey değil, oradaki akademisyenin kendini sorumlu hissetmesi ile de alakalı bir şey. Sözünü ettiğim zihinsel faktör bu. Herkes o kadar meşgul ki kentle arasına bir mesafe koymuş. Oradaki akademisyenin bir yerde bir şekilde o kente dokunması gerekiyor. Öğrenciler için de bu geçerli, İstanbul’da yaşayan öğrenci üniversiteye İstanbul’dan gidip geliyor. İzmit’i yaşamıyor o öğrenci. Caddelerini, sokaklarını solumuyor.

 Hedefleriniz neler bundan sonra?

 Büyük hedeflerim yok. Okumayı çok seviyorum yazmanın dışında. Okuma işi benim keyifle yaptığım iş. Güzel kitaplar okumayı, onun üstüne değerlendirmeler yapmayı seviyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

07 Şub 2022 - 22:33 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Demokrat Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Demokrat Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Demokrat Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Demokrat Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.


Kocaeli Markaları

Demokrat Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 40 00
Reklam bilgi