KESK’li kadınlardan mücadele çağrısı

Boran KAYALAR

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfedarasyonu (KESK) Kadın Meclisi, 2 Ağustos tarihinde başlayan Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) ile ilgili bugün Eğitim Sen Kocaeli İl Temsilciliğinde basın açıklaması gerçekleştirdi. TİS dönemine belirledikleri taleplerini sıralayan kadınlar, İstanbul Sözleşmesine vurgu yaparken iktidar ve Memur Sen’e eleştirilerde bulundu. KESK Kadın Meclisi Dönem Sözcüsü Elif Sinem Arıkan’ın yaptığı açıklamaya Milan Çelik, Nejla Turgut, Zeliha Tekin ve Ezel Ünal katıldı.

BU KOŞULLARA MAHKUM DEĞİLİZ

Birlikte mücadele gücümüzdür diyerek konuşmasında başlayan Elif Sinem Arıkan, “Haklarımıza, emeğimize, ücretlerimize, iş güvencemize saldırıların arttığı, ağırlaşan çalışma yaşamına bir yandan da pandeminin, savaşın, şiddetin ve ekonomik, ekolojik başta olmak üzere çoklu krizlerin eşlik ettiği koşullarda karşılıyoruz. Bu koşullara mahkûm olmadığımızı çok iyi biliyoruz ve KESK'li kadınlar olarak bu TİS dönemine ilişkin belirlediğimiz her biri yaşamsal öneme sahip özgün ortak taleplerimiz etrafında tüm kadınları birlikte mücadeleye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

EKONOMİK KRİZ TÜM KESİMLERİ ETKİSİ ALTINA ALDI

Sözlerine devam eden Arıkan, “AKP'nin 19 yıllık iktidarı boyunca gördük ki, saray şatafatı ve bir avuç sermaye sınıfının aşırı zenginleşmesi uğruna doğaya, kadına ve emeğe saldırıların sonu gelmemiş, nerdeyse ülke kaynaklarının sonu getirilmiş durumda. Diğer yandan AKP'nin, özellikle 2015 genel seçim sonuçları ile birlikte, iktidarını kaybetmemek adına MHP'yi de yanına alarak hız verdiği savaş politikalarının yarattığı tahribat onulmaz boyutlara ulaştı. Bu aymazlık halinin yarattığı ekonomik kriz, bugün çok daha derinleşmiş ve tüm kesimleri etkisi altına almış durumda” şeklinde konuştu.

TECRÜBE ETMEK ZORUNDA KALDIK

Pandemi sürecinde işçilerin çektiği zorluklarla açıklamasına devam eden Arıkan, “Bir taraftan topluma evde kal çağrısı yapılırken diğer taraftan ne ekonomik, ne sosyal hiçbir destek sağlanmadığını, sağlık emekçileri başta olmak üzere, emekçilerin yaşamlarının hiçe sayıldığını hepimiz ölümle burun buruna çalışmak zorunda kaldığımız bu dönemde çok daha acı bir şekilde tecrübe etmek zorunda kaldık. Hal böyle iken bir yandan da Erdoğan'ın Saray rejimi şiddetle mücadele mekanizmalarına savaş açmış durumda. Kadını, çocuğu, LGBTİ+ları erkek şiddetinden koruyan en önemli kazanımlarımızdan birisi olan İstanbul Sözleşmesinden bir gece yarısı kararnamesi ile çıkılması bunun en veciz örneği oldu” dedi.

GÖRMEZDEN GELİNDİĞİNİ GÖRDÜK

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi, “Eve sabitlenmek istenen kadın emeği ile hem devlet üstlenmesi gereken sorumluluklardan kurtulmayı, hem de küçük devlet olan aile içinde kadınları daha kolay kontrol edebilmeyi amaçlıyor. Her iki yılda bir bugüne dek 5 kez kurulan grevsiz, yetkisiz bir masaya sıkıştırılarak imzalanan toplu iş sözleşmelerinde, kamu emekçilerinin her seferinde daha da katmerlenmiş bir yoksulluğa mahkûm edildiğini, haklarının eridiğini, kadın temsiliyetinin ısrarla reddedildiğini ve kadın taleplerinin görmezden gelindiğini gördük. Bu tabloda büyük vebali bulunan, İstanbul Sözleşmesinin iptalini de büyük coşkuyla karşılayarak siyasal iktidarın yanında saf tutan Memur-Sen, bu yıl bir kez daha masaya oturacak.

MEMUR SEN’DEN BEKLENTİ YOK

Bugüne dek kamu emekçileri lehine tek bir kazanıma imza atmayan ve hatta maaş zammı dahi alamadığımız bir toplu sözleşme imzalayan konfederasyon olarak tarihe geçen Memur-Sen'den emekçilerin hiçbir beklentisi olmadığını çok iyi biliyoruz. Hele hele biz kadınların, İstanbul Sözleşmesinin iptalini destekleyen Memur-Sen'den, gölge etmemesinden başka hiçbir beklentisi olamaz. Ayrıca TİS masasını en hafif ifadeyle "uzlaşma" masası haline getirenlerin imzaladığı sözleşmenin nezdimizde bir hükmü de bulunmuyor”

KESK'Ii kadınların TİS sözleşmesinde yer almasını istediği maddeler:

1. Grevli, gerçek bir toplu sözleşme yasası yapılmalı, kadınların görüşmelerde temsiliyeti sağlanmalıdır. TİS görüşmelerinde kadın talepleri ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başlık altında toplanmalıdır.

2. ILO standartları ve kamu emekçisi kadınların fiziksel ve sosyal koşulları dikkate alınarak, çalışan hamile kadına doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 24 hafta olmak üzere en az 32 hafta ücretli doğum izni verilmelidir. Doğum sonrası ücretli-ücretsiz izin ile süt izni kullananlar sosyal ve özlük hak kaybı yaşamamalıdır.

3. ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi imzalanmalıdır. Kadınlara ve LGBTİ+lara uygulanan ayrımcılık, fiziksel cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve taciz, sözlü sataşma, ısrarlı takip ve dijital taciz son bulmalı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanmalıdır.

4. Boşanan, boşanma aşamasında olan, fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet ve taciz, ısrarlı takibe uğrayan kadın emekçilerin tayin ve yer değişikliği talepleri herhangi bir belge ibrazı istenmeksizin kabul edilmelidir.

5. Çalışma yaşamında şiddet ve taciz aynı zamanda çalışanların sağlığı sorunu olarak görülmeli ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurulu'nun çalışmalarının bir parçası haline getirilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddet ve tacizin önlenmesine yönelik eğitimler ve farkındalık çalışmaları kadınların ve LGBTİ+ bireylerin ihtiyaç duyabileceği sağlık ve/veya psikolojik destek kurul çalışmalarının parçası haline getirilmelidir.

6. 8 Mart'ta tüm kamu çalışanı kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılmalıdır.

7. Kamu kreşleri yeniden açılmalıdır. Kadın erkek fark etmeksizin en az 50 çalışanın olduğu işyerlerinde, ücretsiz, nitelikli, anadilinde ve gerektiğinde 7/24 hizmet verecek, istihdam biçimine bakılmaksızın tüm çalışanların yararlanacağı kreşler açılmalıdır.

8. İstanbul Sözleşmesi'nin feshi iptal edilmeli, sözleşmenin etkin bir biçimde uygulanması sağlanmalıdır.

9. Kadınların çifte mesaisi göz önünde tutularak erken emeklilik ve yıpranma payı sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmelidir.

10. Nüfusu 50 bini geçen belediyelerde şiddete ve istismara uğrayan kadın ve çocuklar için sığınma evleri açılmalı, sığınma evlerinin uluslararası standartlara uygun hizmet verecek hale getirilmesi sağlanmalıdır. Bu hizmetlerden trans kadınların da yararlanması sağlanmalıdır.

11. Kamuda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ortadan kaldırmak ve kadınların yönetim düzeylerinde yer almalarını sağlamak için cinsiyet eşitliği sağlayan mekanizmalar uygulanmalıdır.

12. Eğitim alanında müfredat toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınarak düzenlenmeli, cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ayrımcılığının ortadan kalkması için okul öncesinden itibaren tüm kademelerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi zorunlu ders olarak okutulmalıdır.

13. HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) ücretsiz olmalıdır ve özellikle risk grubundaki kadın emekçiler başta olmak üzere 26 yaşından büyük olsalar dahi tüm kadınlar açısından aşıya ulaşımın önündeki engeller kaldırılmalıdır.

14. Talepleri halinde kadınlara regl dönemlerinde ayda 2 gün ücretli izin hakkı tanınmalıdır.

- Demokrat Kocaeli, Kent bölümünde yayınlandı
https://demokratkocaeli.com/haber/8388777/keskli-kadinlardan-mucadele-cagrisi